Çarşamba , 5 Ekim 2022

Kadın hastalıklarında açık ameliyat tarihe karışıyor

Miyom, yumurtalık kistleri, dış gebelik gibi bir çok sayıda ameliyat, artık laparoskopik yöntemle yapılabiliyor

 Miyom, yumurtalık kistleri, histerektomi ameliyatları, erken evre kanserler, tüp tıkanıklığı, dış gebelik gibi çok sayıda ameliyatın laparoskopik yöntemle yapılabildiği, halk arasında ”kansız ameliyat” olarak bilinen bu yöntemin hastaların çabuk iyileşmesi, daha az ağrı çekmesi, hastanede yatış süresinin kısalması, büyük ameliyat izlerinin oluşmaması gibi pek çok avantaj sağladığı bildirildi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp FakültesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erbil Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kadın doğum ameliyatlarının tamamına yakınının laparoskopik yani kapalı yöntemle gerçekleştirilebildiğini söyledi.
Halk arasında ”kansız ameliyat” olarak da bilinen bu yöntemde genel anestezi altında uyutulan hastanın göbek çukurundan 1 santimetrelik kesi yapılarak özel optik cihaz ve kamera sistemiyle karın içi ve pelvisin normalden birkaç misli büyütülerek görüntülendiğini ifade eden Prof. Dr. Doğan, ”Bu yöntemin birçok avantajı var. En başta hastalar çabuk iyileşiyor, daha az ağrı oluyor, hastanede yatış süresi kısalıyor. Estetik açıdan da hastalar büyük ameliyat izleriyle yaşamak zorunda kalmıyor” dedi.

Miyom, yumurtalık kistleri, histerektomi ameliyatları (rahmin alınması), erken evre kanserler, tüp tıkanıklığı, dış gebelik gibi çok sayıda ameliyatın laparoskopik yöntemle yapılabildiğini, bazı durumlarda açık ameliyat gerektiğini ama açık yaptıkları birçok ameliyatı artık kapalı yöntemle gerçekleştirmeyi tercih ettiklerini kaydeden Doğan, şöyle konuştu:

 
”Açık ameliyat sezaryen ameliyatındaki gibi yapılırken laparoskopik yöntemde göbekten 10 milimetre kadar bir delikten giriyoruz, yardımcı aletleri kullanmak için 5 milimetrelik yanlardan iki ya da üç delik açıyoruz. Teknolojinin gelişmesi çok etkili oldu bu konuda. Mesela yüksek çözünürlüklü üç boyutlu kameralar sayesinde karın içini çok daha net görebiliyoruz, el gibi hareket eden aletler geliştirildi.”
Laparoskopik yöntemin son 10 yılda çok ilerlediğini ifade eden Prof. Dr. Doğan, ”Bu alanda da Türkiye’deki üniversiteler dünyadakinden hiç geri değil teknolojik anlamda, yapılan işler anlamında. Bu konuda hekim bilgi ve deneyimimiz çok iyi. Eskiden maddi durumu iyi olan kişiler bu ameliyatlar için yurt dışına giderdi, artık buna gerek kalmadı. Mesela AB, 3 yıl önce bizim verdiğimiz asistan eğitimini akredite etti. Hiçbir konuda geri değiliz, onlarla aynıyız. Hatta hekim eğitim ve deneyimi anlamında daha iyiyiz bile diyebiliriz” dedi.

SEZARYEN TARTIŞMALARI

Prof. Dr. Doğan, son dönemde gündeme gelen sezaryen tartışmalarıyla ilgili olarak da şunları söyledi:

”Anne adayları doğuma karşı önceden ön yargıyla geliyorlar. Özellikle çevrelerinde olumsuz anısı olan kişiler varsa bundan çok etkileniyorlar. Bu yüzden normal doğumu teşvik etmek için, yönlendirmek için doğum öncesi hazırlık kurslarının yaygınlaşması lazım. Çünkü hastaların tercihini de etkiliyor ister istemez. Biz ne kadar normal doğumu özendirsek de anne adayı istemeyince, ikna olmayınca zor oluyor. Nefes egzersizleri, lamaze yöntemi gibi teknikler öğretilebilir. Normal doğum sabır işi. Ne zaman olacağını, saatini önceden öngörmek çok mümkün değil. Hem hastanın hem de doktorun sabır göstermesi lazım.”

Normal doğumun eskiye oranla daha kolaylaştığının söylenebileceğini belirten Doğan, ”Son yıllarda eskiye göre büyük farklar var. Mesela epidural anestezi gibi imkanlarla normal doğum çok daha konforlu yapılabiliyor günümüzde. Özellikle ağrı eşiği düşük hastalarda çok etkili oluyor bu. Doğum sonrası ağrıları da azaltabiliyoruz” diye konuştu.

Prof. Dr. Doğan, DEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde çok yaygın olarak normal doğum uyguladıklarını çünkü üniversite hastaneleri üçüncü basamak hastaneler olduğu için daha çok komplike hastaların geldiğini, buna rağmen sezaryen oranının Türkiye ortalamasının üzerinde olmadığını bildirdi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün sezaryen oranını yüzde 15 olarak önerdiğini belirten Doğan, ”Ama bunu tutturan ülke yok gibi bir şey. Türkiye ortalaması yüzde 43-44. ABD’de de yüzde 30’larda” dedi.

AA

Bir cevap yazın