SON DAKİKA
07 Ekim 2026, Çarşamba İletişim
Reklam

Denizolgun’un Ölümünde Doktor Nurettin Demirkol Hakkında “Yalan Tanıklık” Davası: 4 Yıla Kadar Hapis İstemi

Denizolgun’un Ölümünde Doktor Nurettin Demirkol Hakkında “Yalan Tanıklık” Davası: 4 Yıla Kadar Hapis İstemi

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, doktor Nurettin Demirkol hakkında “yalan tanıklık” suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame, Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İddianamede, Denizolgun’un 7 Eylül 2016’da Beykoz’daki çiftliğinde ölü bulunduğu ve bu kapsamda “kasten öldürme” suçundan soruşturma yürütüldüğü belirtildi. Bir hastanede dahiliye uzmanı olarak çalışan ve olay tarihinde Denizolgun’un yanında bulunan Demirkol’un ifadesi, 26 Ağustos’ta savcılık tarafından tanık sıfatıyla alındı.

Tanık ifadesi ile kayıtlar arasındaki çelişkiler

Demirkol ifadesinde Denizolgun’un özel doktoru olmadığını, çiftliğe gittiğinde Murat Bayrak ve yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu, yüzünde ve vücudunda kan görmediği için ölümü şüpheli değerlendirmediğini söyledi. Polisleri kimin aradığını bilmediğini, kendisi gittikten bir saat sonra polis ekiplerinin geldiğini, olay yerine Alihan Kuriş, Ahmet Yum ve Ahmet Gökçen’in gelip gelmediğini hatırlamadığını belirtti. Olay günü Kısıklı’daki ikametinde olduğunu, Adli Tıp Kurumu’na kendisinin gittiğini ancak kimlerin geldiğini hatırlamadığını da ifade etti.

İddianamede, HTS ve acil çağrı merkezi kayıtları, tanık beyanları ve olay yeri tutanakları doğrultusunda bu savunmaların soyut ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek itibar edilmediği kaydedildi. Riva Polis Merkezi Amirliği’nin 155 acil çağrı ihbarı çözüm tutanağına göre Demirkol’un polisleri bizzat aradığı, kendisini ailenin hekimi olarak tanıttığı ve ölümün şüpheli olduğunu söylediği vurgulandı. Olay yerine ilk intikal eden polis memuru Z.G. ile olay yeri inceleme memuru E.T. de Demirkol’un kendisini maktulün özel doktoru olarak tanıttığını beyan etti. Olay yerindeki bilirkişi doktor ise Demirkol’un yanında 1,60 metre boylarında bir avukatın bulunduğunu, Alihan Kuriş’in de olay yerine geldiğini ifade etti.

İddianamede ayrıca şu çelişkilere dikkat çekildi: Demirkol’un maktulün yüzünde kan görmediğini söylemesine rağmen ölü muayene tutanağında ağzının sağ tarafından kan sızdığını ve yastığı ıslattığını belirttiği, olay günü Kısıklı’daki evinde olduğunu söylemesine rağmen HTS kayıtlarında bu bölgede baz sinyalinin bulunmadığı, çiftliğe gittiğinde Denizolgun’un ölü olduğunu söylemesine rağmen hastaneyle ardışık arama kaydının bulunduğu tespit edildi. Çiftlikteki ilk telefon sinyalinin saat 22.15’te alınmasına karşın 155 ihbarının saatinin 00.30 olması da Demirkol’un “bir saat sonra polis geldi” beyanıyla çelişen unsurlar arasında sayıldı.

Olay yerinde başka kişiler de bulunuyordu

Demirkol’un çiftlikte yalnızca Murat Bayrak ve yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu söylemesine rağmen olay yeri inceleme raporu, HTS kayıtları ve tanık beyanları doğrultusunda Hilmi Tuna Kuriş ve Alihan Kuriş’in de olay yerinde olduğunun sabit olduğu belirtildi. Hilmi Tuna Kuriş’in çiftlikte alınan telefon sinyalinin Demirkol’dan öncesine ait olduğu ve aralarında ardışık görüşme kayıtları bulunduğu aktarılarak, Demirkol’un olay yerinde başka kişilerin olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu vurgulandı. Demirkol’un Ahmet Gökçen’in Adli Tıp Kurumu’nda olmadığını söylemesine rağmen HTS kayıtlarında Gökçen’in orada bulunduğunun tespit edildiği de kaydedildi.

Bu gerekçelerle, “kasten öldürme” soruşturması kapsamında yemin verdirilerek alınan tanık beyanında gerçeğe aykırı ifadede bulunmasının “yalan tanıklık” suçu kapsamında kaldığı ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin oluştuğu belirtildi.

Yorum Yaz