Philips’in yayımladığı Future Health Index 2026 raporu, yapay zekanın sağlık çalışanlarının günlük iş yükü üzerindeki somut etkilerini rakamlarla ortaya koydu. On ülkede 2 binden fazla klinisyen ve 20 bini aşkın hastanın katılımıyla gerçekleştirilen araştırmanın bulguları, yapay zekanın sağlık hizmetlerini köklü biçimde dönüştürdüğüne işaret ediyor.
Araştırmaya katılan klinisyenlerin neredeyse yarısı, yapay zeka sayesinde yılda en az 132 saat, yani üç tam çalışma haftasından fazla zaman kazandığını belirtti. Zaman tasarrufunun en çok idari ve klinik dışı işlerde gerçekleştiğini bildiren grup ise hemşireler oldu. Philips İnovasyondan Sorumlu Üst Yöneticisi Shez Partovi bu bulguyu şöyle değerlendirdi: “Bu kazanılan zaman, daha iyi bir iş-özel yaşam dengesi, daha az stres, daha az mesai, hastalarla daha fazla zaman, daha fazla eşitlik ve erişim olarak geri dönüyor.”
Yapay zekanın en yaygın kullanım alanları arasında klinik not tutma, randevu planlaması gibi idari işler, ilaç etkileşimlerinin tespiti ve görüntüleme sonuçlarının daha hızlı değerlendirilmesi yer alıyor. Katılımcıların yüzde 39’u son üç ayda yapay zekanın en az üç kez olası bir tıbbi hatayı tespit ettiğine ya da önlediğine tanıklık ettiğini aktardı. Klinisyenlerin yüzde 65’inden fazlası ise yapay zekanın karar alma süreçlerindeki özgüvenlerini artırdığını belirtti.
Öte yandan rapor, kurumların yapay zeka talebine yetişmekte zorlandığını da ortaya koyuyor. Sağlık profesyonellerinin neredeyse üçte ikisi, kurumlarının sunduğu araçlar ihtiyaçlarını karşılamadığında kişisel yapay zeka uygulamalarına başvurduğunu kabul etti. Her 10 klinisyenden 7’si ise kurumlarında yapay zeka araçlarına yönelik eğitimin hiç olmadığını, yetersiz kaldığını ya da tutarsız yürütüldüğünü ifade etti. Partovi, “Klinisyenlerin bu araçları kullanma isteği o kadar yüksek ki, kurumlarının yeterince hızlı hareket etmediğini düşünerek kendi kişisel araçlarını da kullanıyorlar.” dedi.
Klinisyenlerin yapay zekanın geleceğine ilişkin kaygıları da göz ardı edilemiyor. Katılımcıların yüzde 44’ü aşırı bağımlılık nedeniyle klinik beceri kaybından endişe duyarken yüzde 86’sı tüm yapay zeka çıktılarının insan denetimine tabi olması gerektiğini vurguladı. Yüzde 80’den fazlası ise yapay zekanın hiçbir zaman klinisyenin hasta ile kurduğu insani ilişkinin yerini alamayacağına inandığını belirtti.