KKTC’de düzenlenen II. Ulusal Hemostaz ve Tromboz Kongresi’nde bilim insanları, kanama ve pıhtılaşma hastalıklarının güncel yönetimini masaya yatırdı. Kongrede öne çıkan kritik uyarılardan biri kan sulandırıcı ilaçların doktor kontrolü olmadan kullanılmaması gerektiği oldu.
Kongreye katılan uzmanlardan biri, her hastaya rutin olarak kan sulandırıcı önermediğini vurgulayarak, “Kan sulandırıcılar, mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Kalp hastalığı, koroner kalp damar problemi gibi hastalıkların bulunmadığı durumlarda kan sulandırıcılar rutin olarak kullanılmamalıdır.” uyarısında bulundu. Açıklanamayan kanama, morarma, ani nefes darlığı, böbrek yetmezliği ve halsizlik gibi belirtilerde mutlaka hekime başvurulması gerektiği de vurgulandı.
Hemostaz ve Tromboz Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Sinan Demircioğlu, “Yaşam ile Ölüm Arasındaki Denge: Hemostaz ve Trombozun Akılcı Yönetimi” temasıyla gerçekleştirilen kongrenin önemine dikkat çekerek hemostaz sisteminin kanama ile pıhtılaşma arasındaki kritik dengeyi temsil ettiğini vurguladı. Demircioğlu, “Bu dengenin bozulması bir uçta ölümcül kanamalara, diğer uçta ise hayatı tehdit eden trombotik olaylara yol açmaktadır. Günümüzde bu alan artık yalnızca tedavi edilen değil, akılcı, kişiselleştirilmiş ve proaktif şekilde yönetilen bir klinik disiplin haline gelmiştir.” dedi.
Hemostaz ve Tromboz Derneği Başkanı Prof. Dr. Cengiz Demir, kongrede temel bilim ve fizyopatoloji, kanama bozuklukları, tromboz ve trombofili, yenilikçi tedaviler ile multidisipliner klinik yönetim gibi başlıkların ele alındığını aktardı. Türkiye’de klinik araştırmalar kapsamında gen tedavisi uygulamalarına başlandığını ve bazı hastalarda önleyici tedavi ihtiyacını ortadan kaldıran sonuçlar elde edildiğini de paylaştı.
Kongrede 17 Nisan Dünya Hemofili Günü’nün önemi vurgulandı
Dernek üyesi Prof. Dr. Vahap Okan, 17 Nisan Dünya Hemofili Günü vesilesiyle hastalığa ilişkin önemli bilgiler aktardı. 1970’lerden bugüne kan ürünleri, uzun etkili faktörler ve biyolojik tedaviler sayesinde hastaların yaşam kalitesinin belirgin biçimde yükseldiğini belirten Okan, İzmir, Adana, Gaziantep ve İstanbul’daki merkezlerde gen tedavisi çalışmalarının sürdüğünü duyurdu.
Hemostaz ve Tromboz Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Veysel Gök ise hemofilinin bulaşıcı olmadığını vurgulayarak toplumsal önyargılara dikkat çekti. “Hemofili bulaşıcı değil. Bu konuda hasta yakınları bilinçlendirilmeli, bu korkulacak bir hastalık değil. Hastalar faktör ilaçlarını düzenli alırlarsa herhangi bir problem söz konusu değildir. Hemofili hastası çocuklar beden eğitimi derslerine katılabilirler, uygun sporları bile yapabilirler.” diyen Gök, bu konuda öğretmenlerin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğinin altını çizdi.