SON DAKİKA
25 Mart 2026, Çarşamba İletişim
Reklam

Türk Bilim İnsanlarından Migren Araştırmasında Dünya Genelinde Bir İlk: Beyin Uyaranları Filtreleyemiyor

Türk Bilim İnsanlarından Migren Araştırmasında Dünya Genelinde Bir İlk: Beyin Uyaranları Filtreleyemiyor

Türkiye’de gerçekleştirilen kapsamlı bir nörogörüntüleme çalışması, migrenin yalnızca bir baş ağrısı sorunu olmadığını; beyindeki görsel işlemleme ve ağrı mekanizmalarıyla doğrudan bağlantılı, çok boyutlu bir nörolojik durum olduğunu bilimsel olarak kanıtladı. Nörobilim ve Nöroteknoloji Mükemmeliyet Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi (NÖROM) bünyesinde yürütülen ve Ankara Üniversitesi araştırmacılarının katkısıyla şekillenen bu çalışma, nörobilim alanının saygın yayın organlarından The Journal of Headache and Pain’de yer buldu.

Araştırmada, 30’u migren hastası 29’u sağlıklı bireyden oluşan toplam 59 kadın katılımcı incelendi. Katılımcıların aktif atak döneminde bulunmamasına karşın görsel uyaranlara karşı belirgin biçimde farklı beyin tepkileri sergilediği gözlemlendi. Sağlıklı bireylerde tekrarlayan uyaranlar karşısında beyin tepkisinin zamanla azaldığı; buna karşılık migrenli bireylerde bu alışma mekanizmasının işlevini yitirdiği ve uyaranların beyin tarafından sürekli olarak kritik düzeyde önemli şeklinde değerlendirildiği ortaya konuldu.

“Migrenli beyin, normal beynin aksine tepkiyi giderek artırıyor”

NÖROM Müdürü Prof. Dr. Hayrunnisa Bolay Belen, araştırma bulgularının literatürde bir ilk olma özelliği taşıdığını vurguladı. Bu artışın, görsel işlemlemenin gerçekleştiği beynin arka bölgelerinde değil, üst düzey kontrol merkezi olarak tanımlanan orbitofrontal bölgede yaşanmasının kritik bir öneme sahip olduğuna dikkat çeken Belen, “Burası görmenin üst düzey kontrol merkezi ve aynı zamanda da gelen uyarıya zararlı, faydalı ya da duygusal bir değer biçen yer.” açıklamasını yaptı.

Belen, çalışmayla elde edilen en önemli bulguyu şöyle aktardı: “Sorun, tekrarlayan uyarıların gereksiz ya da önemsiz olan uyarıyı filtreleme sisteminde bir problem gibi görünüyor ve de ilk kez beynin ön kısmında da bununla ilgili bir yerin yer aldığını görüyoruz. Bunu biz kanıtladık.”

Deney aşamasında katılımcılara günlük yaşamda karşılaşılan sorunlara benzer görevler verilerek MR görüntülemesi yapıldığını belirten Belen, migrenli bireylerin yaşam kalitesini artırmak adına alışveriş merkezleri ve marketlerdeki aydınlatma koşullarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini önerdi. “Buralardaki yatay çizgiler ya da çizgili olan ışıkların rahatsız ettiğini migrenli hastalar özellikle söylüyor. Burada bir değişim başlatılabilir. Bunlar toplumun tamamının huzuru için önemli.” ifadelerini kullanan Belen, bu tür düzenlemelerin yalnızca migren hastalarını değil toplumun genelini olumlu etkileyeceğini de sözlerine ekledi.

“Bu bulgu migren hastalarında ışığa duyarlılığı açıklamaya yardımcı oluyor”

Araştırmanın yürütücüleri arasında yer alan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Sertaç Üstün, migrenin duyusal boyutuna dikkat çekerek hastalığın yalnızca ağrıyla sınırlı algılanmaması gerektiğini vurguladı. “Migren sadece bir baş ağrısı hastalığı olarak düşünülebiliyor ama migrende çeşitli görsel uyaranların rahatsızlık verdiği, farklı şekillerde algılandığı hastalar tarafından rapor ediliyor.” diyen Üstün, araştırmanın bu boyutu aydınlatmaya önemli katkı sunduğunu ifade etti.

Doktora sonrası araştırmacı Dr. İlkem Güzel de alt düzey görsel işlemleme bölgelerinin doğrudan ağrı merkeziyle ilişkili olduğunu ortaya koyduklarını belirterek, bu bulgunun migren hastalarında sıkça gözlemlenen ışık duyarlılığını bilimsel zemine oturttuğunu aktardı. Araştırmada görev alan doktora öğrencisi Ceren Onlat ise deneylerde kullanılan görsel uyaranların gerçek yaşam koşullarıyla örtüştürüldüğünü ve bu sayede araştırmanın ekolojik geçerliliğinin güçlendirildiğini kaydetti.

Paylaş:

Yorum Yaz

Reklam