Çarşamba , 5 Ekim 2022

Hepatit kâbusu bitmiyor!

Ülkemizde hala sık rastlanan bir hastalık olan hepatitin en sık görüldüğü il hangisi?

CEYDA ERENOĞLU / HT MAGAZİN

Ülkemizde hâlâ sık rastlanan bir hastalık olanhepatitle ilgili şöyle bir gerçek var: Gerekli şartların yerine getirilmesi ve gerekli kurallara uyulması halinde hastalığın ortadan kaldırılması mümkün. Türkiye’de hepatite en sık rastlanan ise Diyarbakır…

Hepatit B veya C virüslerinin bulaşma yolları aynı olsa da kronikleşme oranları farklılık gösteriyor. Hepatit B’li kişilerde mikrobun vücuda girmesinin ardından önce akut enfeksiyon gelişiyor. Anadolu Sağlık Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Gürsoy, bu durumun vücudun mikrobu yenip tamamen temizlemesiyle sonlandığını söylüyor. Sonlanma her zaman bağışıklık kazanılarak gerçekleşmiyor. Hepatit B, akut döneminde nadiren ölümlü tablolara da yol açabiliyor. Hepatit C’deyse vücudun mikrobu yenme oranının yüzde 15, hastalığın kronikleşme oranının yüzde 85 olduğu belirtiliyor.

GEÇİCİ ATEŞE DİKKAT! 

Hepatit B ve C; halsizlik, yorgunluk, iştahsızlık, bulantı, geçici ateş, ishal gibi akut viral enfeksiyonlara benzer belirtiler vermesinin yanında, karaciğer dokusunda yıkımın yoğun olduğu vakalarda kendisini ciltte ve gözlerde sararma, idrar renginde koyulaşmayla da gösterebiliyor. Enfeksiyonun kronikleşmesi halinde bulgular, karaciğer hasarının derecesine bağlı olarak sirozun en ölümcül belirtilerine kadar karşımıza çok farklı klinik bulgularla çıkabiliyor.

SİROZ RİSKİ 

Hepatit virüsünün kronikleştiği vakaların yüzde 15-40’ında siroz, sonrasındaysa kanser riski ortaya çıkıyor. Hepatit C vakalarındaysa siroz gelişmeden karaciğer kanseri gelişiminin çok nadir görüldüğü belirtiliyor. Hepatit B’de taşıyıcı olmak karaciğer kanserine yatkınlığı artırıyor. Bu nedenle Hepatit B taşıyıcısı hastaların özel olarak değerlendirilerek 3-6 ay aralığında ya da yılda 1 kontrol edilmeleri gerekiyor. Uyuyan virüs aktif hale döndüğünde hiçbir belirti vermediği için, bu hastaların şikâyetleri olmasa bile izlenmeleri büyük önem taşıyor. Söz konusu süreçte, karaciğer, siroz oluşana kadar için için yanıyor. Bu nedenle, “Virüs uyuyor” diye rahat olmamak gerekiyor. Virüsün aktif hale geldiği fark edildiğinde tamamen yok edilmesi mümkün olmasa da, yeniden uyur pozisyona geçmesini sağlayacak tedavi imkânlarının bulunduğu belirtiliyor. Ülkemizde hepatitin en yaygın olarak görüldüğü bölgelerin Doğu bölgeleri olduğunu söyleyen Doç. Dr. Gürsoy, bu hastalığa en sık rastlanan ilinDiyarbakır olduğuna dikkat çekiyor.

GELİŞMİŞ ÜLKELERDE CİNSEL İLİŞKİYLE BULAŞIYOR

Batı ülkelerinde cinsel ilişki, akupunktur, uyuşturucu müptelaların da ortak enjektör kullanımı gibi nedenler hepatite yol açabiliyor. Geri kalmış ülkelerdeyse, hepatit oluşumunda vajinal yolla doğum sırasında hijyen ve sterilizasyona dikkat edilmemesi gibi nedenler ön plana çıkıyor.

İLK 3 BULAŞ TEHLİKESİ

Aşıdan kaçınılması. 
Hijyen ve sterilizasyona dikkat edilmemesi. (Ortak kullanılan kesici-delici aletler, vb…) 
Hepatit taramasının yapılmaması veya yaptırılmaması.

TÜM ANNE ADAYLARININ TARANMASI GEREK

Vajinal yolla yapılan doğum sırasında, Hepatit B virüsünün çocuğa bulaşma olasılığının (HBe antijeni pozitif olan olgularda) hiçbir önlem alınmazsa yüzde 90’ları bulduğu belirtiliyor. Aşılama ve hiperimmünglobulin gibi tedavi yöntemlerinin uygulanması halindeyse bu oran yüzde 5’in altına çekiliyor. Burada önemli olan noktanın, doğum öncesi tüm anne adaylarının taranması ve pozitif olgularda gerekli önlemlerin alınması olduğu belirtiliyor.

HEPATİTE YOL AÇAN RİSK FAKTÖRLERİ

Dünyada sadece Hepatit A ve Hepatit B’nin aşıları bulunuyor. Hepatite yol açan başlıca risk faktörleri şöyle sıralanıyor: 

Cahillik 
Aşıdan kaçınılması 
Sağlık ağının yetersizliği 
İhmal 
Ortak kullanılan kesici ve delici aletlerin uygun sterilizasyon işlemine tabi tutulmaması 
Hijyen kurallarına uyulmaması 
Güvenli cinsel ilişki kurulmaması

ALKOL KULLANIMI SÜRECİ HIZLANDIRIYOR

Hepatit C virüsüne bağlı hepatitlerde tedavinin virüsü tamamen ortadan kaldırma olasılığı (özellikle son jenerasyon yeni anti viral ilaçlarında tedaviye eklenmesiyle) yüzde 50-90’lara kadar ulaşabiliyor. Hastada siroz gelişmesi halindeyse süreci yavaşlatacak tedaviler veriliyor. Ancak bununla karaciğeri tamamen normale döndürmek mümkün olmuyor. Alkol kullanımının bu süreci hızlandırdığı belirtiliyor. Bu nedenle Hepatit B ve C hastalarının, siroz sürecini hızlandırmamak için alkol tüketiminden kaçınmaları gerekiyor. Bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanımı ve karaciğer yağlanmasına neden olan aşırı kilo da süreci olumsuz etkileyen unsurlar arasında bulunuyor.

HEPATİT C’NİN AŞISI YOK

Doç. Dr. Gürsoy, kronikleşme riski nedeniyle toplum sağlığı açısından önemli olan Hepatit C’nin aşısının olmadığını dile getiriyor. Hepatit B’deyse aşılanma, görülme sıklığına göre ülkeden ülkeye değişiyor. Hastalığın yüzde 2’nin altında görüldüğü ABD’de; hekim ve hemşirelerin, Hepatit B’ nin yaygın olduğu ülkelere seyahat edeceklerin ve partneri Hepatit B’yle infekte olan kişilerin aşılanması öneriliyor. Türkiye’deyse Sağlık Bakanlığı Hepatit Başırısına rutin aşı programında yer veriyor. Aşılama uygulaması değişken olsa da en sık gerçekleştirilen uygulama şeklinin; 0,1 ve 6’ncı ayların ardından 1 yıl sonra tek doz olarak, toplam 4 kez yapılması olduğu belirtiliyor.

 

 

Bir cevap yazın