SON DAKİKA
04 Ekim 2026, Pazar İletişim
Reklam

Kahve ve Çay Tüketiminde Saat ve Miktar Önemli: Uzmanlar Kalp Sağlığı İçin Uyardı

Kahve ve Çay Tüketiminde Saat ve Miktar Önemli: Uzmanlar Kalp Sağlığı İçin Uyardı

Uzmanlar, kahve ve çayın türünün, hazırlanma şeklinin ve tüketildiği saatlerin sağlık açısından önem taşıdığını belirterek, özellikle kalp hastalığı, ritim bozukluğu, hipertansiyon ve demir eksikliği bulunan kişilerin kafein alımına daha fazla özen göstermesi gerektiğini vurguluyor.

Ölçülü tüketildiğinde sorun oluşturmayan kafeinin fazlası; çarpıntı, uyku bozukluğu ve tansiyon yükselmesine yol açabiliyor. Kahveye eklenen şeker, krema ve tatlandırıcıların kan şekeri ve kolesterolü artırabileceğini, bunun da damar sertliği ve darlığının ilerlemesine zemin hazırlayabileceğini belirten uzmanlar, günün ilerleyen saatlerinde kahve tüketiminin sınırlandırılmasını, çocukların ise kafeine alıştırılmamasını öneriyor.

“Fazla kafein tüketimi çarpıntıyı tetikleyebiliyor”

Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Cihangir Uyan, kafeinin ölçülü tüketilmesi halinde sağlık açısından sorun yaratmadığını söyledi. Filtre kahve dışındaki kahve türlerinin kolesterolü yükseltebileceğini, krema, şeker ve tatlandırıcı içeren kahvelerin ise kan şekerini artırabileceğini belirten Uyan, bu durumun damardaki kireçlenme ve aterosklerotik plak oluşumunu hızlandırarak göğüs ağrısı ve kalp krizi gibi sorunlara yol açabileceğini ifade etti.

“Hastalarımıza günlük bir fincan kahve içmelerini öneriyoruz”

Prof. Dr. Uyan şunları söyledi: “Günlük kafein tüketimi sınırı 400 miligramdır. Kişi bu miktarı geçtiği zaman özellikle çarpıntıyı tetikleyici ve diğer sıkıntılı etkileri ortaya çıkabiliyor. 400 miligram da yaklaşık 4 Türk kahvesi fincanına denk geliyor. Kafeinin uyarıcı etkisi nedeniyle özellikle uykuyu kaçırıcı etkisi var. Kalp sağlığı için hastalarımızda günlük 6 saatlik düzenli uykuyu öneriyoruz. Dolayısıyla gece kahvelerini azaltmak veya tüketmemek lazım. Hastalarımıza günlük bir fincan kahve içmelerini öneriyoruz. Filtrenin özellikle yağ ve kolesterol içerici, kafein kısmını tutucu etkisi bulunduğu için filtre kahve tercih edilmeli.”

Kahve ve çayın, gastrointestinal sistemde demir emilimini azaltabildiği için kansızlık ve demir eksikliği bulunan hastalara önerilmediğini belirten Uyan, hamilelerin ve çocukların da kafein tüketiminde dikkatli olması gerektiğini, gebelikte kafeinin çarpıntıyı tetiklemesi halinde bırakılması gerektiğini kaydetti. Uyan, “Her şeyin aşırısı her yönden zarar. Dolayısıyla bunu belli ölçüde tüketerek hayatımıza devam etmemiz en akıllıca olan.” dedi.

“Kafein alımını saat 15.00-16.00 gibi kesmek gerekiyor”

Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Servet Emir, kafeinin uykuyu baskılayan adenosin reseptörleri üzerinden etki ettiğini belirterek şunları söyledi: “Aslında yorgunluğumuzu alan bir şey değil ama yorgunluğu hissetmemizi engelleyen ürün. Kafeinin yarı ömrü yaklaşık 4-6 saat. Böyle olunca da uzun süre kanımızda kalıyor ve temizlenmesi gerekiyor. Vücudumuzda hücrenin yenilenmesi, tekrar toparlanması için kaliteli uykunun olması gerekiyor. Dolayısıyla kafein alımını saat 15.00-16.00 gibi kesmek gerekiyor ki akşam uyku düzenimizi bozmasın, uyku kalitemizi azaltmasın.”

Kafein ve çayda bulunan teofilinin demir emilimini azaltabildiğini hatırlatan Emir, kalp hastalığı, ritim bozukluğu ve hipertansiyonu bulunan kişilerin kafein tüketiminde daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.

“Öğütülmüş kahvelerin tüketilmesi karaciğer yağlanmasında tedavi edici ve koruyucu”

Yüksek miktarda kafeinin damar kasılmasına bağlı olarak çarpıntı ve tansiyon yükselmesine neden olabileceğini belirten Emir, şöyle konuştu: “Çekirdek kahveden yapılması kaydıyla günlük 2-3 fincan Türk kahvesi veya espresso karaciğer yağlanması ve fibrozisten koruyucu etkiye sahip. Granül kahveler yerine öğütülmüş kahvelerin tüketilmesi, yağlanmada hem tedavi edici hem de koruyucu gibi değerlendirebiliriz.” Fazla kahvenin uykusuzluğa bağlı gün içi uyuklama ve dikkat eksikliğine yol açabileceğini, çay ve kahve içerken yeterli su alınmamasının da vücudun susuz kalmasına neden olabileceğini ifade eden Emir, kaliteli çekirdek kahveden hazırlanan şekersiz ve kremasız günlük 1-2 fincan kahvenin ölçülü tüketiminin sağlıklı ve koruyucu etkisi olacağını sözlerine ekledi.

Yorum Yaz