Cumartesi , 13 Ağustos 2022
Anasayfa » Doktor haber » Bu laboratuvar Türkiye’de bir ilk!

Bu laboratuvar Türkiye’de bir ilk!

Abant Ä°zzet Baysal Ãœniversitesi’nde kurulan Farmakogenetik Laboravutarı’nda  yapılacak DNA analizi ile psikiyatri, kanser ve kalp hastalarının genetik  özelliklerine uygun dozda ilaç kullanmaları saÄŸlanacak

DoÄŸu Marmara Kalkınma Ajansı’ndan (MARKA) alınan finansmanla  kurulan  Farmakogenetik Laboratuvarı’nda,  hastaların kan örnekleri analiz  edilerek genetik kodları belirlenecek. YoÄŸun ilaç kullanmaları gerekli  olan hastalarda ilacın dozu,  kiÅŸiye özel olarak optimize edilebilecek.

Proje koordinatörü ve AİBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Akçahan  Gepdiremen,  laboratuvarı hizmete açma amaçlarının ilaç kullanacak  hastalarda, ideal dozun  belirlenmesi ve ilaçların yan etkilerinden  arındırılması olduğunu söyledi.

AYNI Ä°LACA 3 FARKLI TEPKÄ°

Kanı sulandıran ilaçların kullanımında sıklıkla değişimler gözlendiğini ifade  eden Gepdiremen, şöyle devam etti:

“ÖrneÄŸin,  3 tane kanser hastası var. Bunlar aynı boy, kilo ve aynı yaÅŸta,  kullanılan ilaç dozu aynı ama 3 hasta da farklı cevaplar verebiliyor.   Birinci hastamızda ilaç dozu çok iyi gelebiliyor ve hasta tedavi olarak   hastalığından kurtulabiliyor ama ikinci hastada bu doz yetersiz  olabiliyor ve  kanser büyümeye devam ediyor. Üçüncü hastada ise doz fazla  gelip kanseri  kurutmakla kalmıyor, hastanın enfeksiyondan ölmesine  sebep olabiliyor. DiÄŸer  taraftan kardiyoloji hastalarında, anjiyo  yapılacak hastalarda kan sulandırıcı ilaç veriyorsunuz, bu bazen çok  geliyor ve hastada beklenmedik kanamalar ortaya  çıkabiliyor. Bu tür  riskleri ortadan kaldırmak için oluÅŸturduÄŸumuz bir  sistem.”

AMAÇ GÜVENLİ VE ETKİLİ TEDAVİ YÖNTEMİ

Karaciğerdeki enzimlerin alınan ilaçların parçalanmasını sağladığını  belirten Gepdiremen, söz konusu enzimlerin kişilerin genetik  özeliklerine göre  farklılık gösterdiğine dikkati çekti.

Genetik farklılıkların ilaçların hızlı veya yavaÅŸ parçalanmasını,  etki  göstermemesini veya yan etkilerin ortaya çıkmasına neden  olabildiÄŸine iÅŸaret  eden Gepdiremen, ÅŸunları söyledi: “Bugüne kadar  körleme tedavi ile  yapılıyordu. Doz yetmiyorsa biraz daha doz  ekleniyordu ya da dozu  azaltılıyordu. Buradaki amacımız, riskli hasta  gruplarında analizler  yapıldıktan sonra tedavilerine baÅŸlanarak nokta  atış saÄŸlanması, yani öngörülen  tüm yan etkilerin ve oluÅŸabilecek klinik  problemlerin önüne geçerek güvenli ve  etkili tedavi yöntemi  saÄŸlamaktır.

Öncelikle hastaların kanından DNA izolasyonu yapılıyor. Bu DNA  izole  edildikten sonra istenen bölge, ‘psiar’ denilen aletle  çoÄŸaltılıyor. Daha sonra  bir cihazımızla yaklaşık 4 saat içinde  istenilen bölgenin hangi mutasyona sahip  olduÄŸu, hastaların ilaçları  hızlı mı, normal mi metobolize ettiÄŸine dair  raporların elimize  geçmesine ve reçeteyi yazacak olan hekimin de rahatlamasına  sebep  oluyor. Bu sayede herhangi bir yan etkiden kaçınmış oluyoruz.”

Sadece Bolu halkına deÄŸil, çevre illerdeki hastalara da hizmet  veren konumda  bulunduklarını anlatan Gepdiremen, “Piyasada bulunan 7 bin  civarında  ilacın tamamına yakınının güvenliÄŸini saÄŸlayabilecek  durumdayız. Çevre illerden  buraya kan, DNA örneÄŸi ve hasta  gönderilebilir. Bu bölümle ilgili sitemizden  bilgi alabilirler. Bu  konuyla ilgili tüm Türkiye’nin hizmetindeyiz. Bu  laboratuvara kiÅŸiler  gelip kendileri baÅŸvuru yapabilecek” ifadelerini  kullandı.
Kaynak : Ä°nternethaber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.