SON DAKİKA
30 Mart 2026, Pazartesi İletişim
Reklam

Uzman Hekimden Uyarı: “Çikolata Kisti” Her 10 Kadından Birini Etkiliyor

Uzman Hekimden Uyarı: “Çikolata Kisti” Her 10 Kadından Birini Etkiliyor

Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nden Doç. Dr. Ayşegül Bestel, halk arasında “çikolata kisti” olarak tanınan endometriozisin Türkiye’de ve dünya genelinde her 10 kadından birinde görüldüğünü açıkladı.

Endometriozis Farkındalık Ayı vesilesiyle açıklamalarda bulunan Bestel, hastalığın normalde rahim iç duvarını kaplayan ve her adet döngüsünde dökülen dokunun tüpler, yumurtalıklar ya da karın zarı gibi rahim dışı organlarda yerleşmesiyle ortaya çıktığını anlattı.

Hastalığın en tipik belirtilerini sıralayan Bestel, dayanılmaz adet ağrıları, cinsel ilişki sırasında hissedilen ağrı, kronik kasık ağrısı, tuvalet ve idrar yaparken ağrı ile gebe kalmakta yaşanan güçlüğün öne çıkan bulgular olduğunu ifade etti. Endometriozis kaynaklı ağrının sıradan adet sancısından çok daha şiddetli ve farklı bir nitelik taşıdığını vurgulayan Bestel, bu ağrının zaman zaman ağrı kesicilere bile yanıt vermediğini ve adeta “hayatı durduran” bir nitelik kazandığını belirtti.

Günlük yaşamı sekteye uğratacak düzeydeki ağrının normalmiş gibi algılanmaması gerektiğini hatırlatan Bestel, işe ya da okula gidememe, ağrı nedeniyle kusma veya baygınlık yaşama gibi durumların önemli bir uyarı sinyali olduğunu ve mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı.

“Toplumda yaygın olan ‘evlenince ya da hamile kalınca geçer’ inanışı doğru değil”

Ağrı kesicilerin yetersiz kaldığı, korunmasız ilişkiye karşın gebeliğin gerçekleşmediği ya da ağrının yalnızca adet günleriyle sınırlı kalmayıp tüm aya yayıldığı durumlarda vakit kaybetmeden doktora gidilmesi gerektiğini belirten Bestel, toplumda yerleşik “adet ağrısı normaldir” algısının tanı sürecini ciddi ölçüde geciktirdiğini kaydetti. Dünya genelinde doğru tanıya ulaşmanın ortalama 7 ila 10 yıl sürebildiğini paylaşan Bestel, kadınların çoğunun bu süreçte ağrıyı normalleştirdiğini ve yardım aramayı ertelediğini aktardı.

Bestel, “Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis Türkiye’de ve dünyada her 10 kadından 1’inde görülüyor. Milyonlarca kadını etkileyen endometriozis, sanılandan çok daha yaygın bir hastalıktır. Toplumda yaygın olan ‘evlenince ya da hamile kalınca geçer’ inanışı doğru değil. Hamilelikte hormonlar ağrıyı baskılayabilir ancak hastalık tamamen ortadan kalkmaz.” dedi.

Endometriozisin şeker hastalığı ya da hipertansiyon gibi uzun vadeli yönetim gerektiren kronik bir hastalık olduğunu vurgulayan Bestel, menopozla birlikte hastalığın gerileyebildiğini; ancak tamamen ortadan kalktığını söylemenin her zaman mümkün olmadığını ifade etti.

“Endometriozis tedavisi kişiye özel planlanıyor”

Tedavinin temel hedefinin hastalığı tümüyle yok etmek değil, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Bestel, “Endometriozis tedavisi kişiye özel planlanıyor. Hormon içeren ilaçlar, hormonlu spiraller, doğum kontrol hapları veya baskılayıcı iğneler kullanılabiliyor. Ayrıca medikal tedaviye yanıt vermeyen veya büyük kistlerin varlığında ise kapalı ameliyat yöntemine başvurulabiliyor. Bunun yanı sıra beslenme düzeni, egzersiz ve yaşam tarzı değişikliklerini de tedaviye destek sağlıyor.” diye konuştu.

Hastalığın yalnızca fiziksel değil psikolojik ve sosyal boyutlarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Bestel, endometriozisin kronik yorgunluk, depresyon, sosyal izolasyon ve iş gücü kaybına zemin hazırlayabildiğini; kadınların hem özel yaşamını hem de kariyer süreçlerini olumsuz etkileyebildiğini aktardı.

Ağrı yönetiminde tıbbi tedavinin yanı sıra anti-inflamatuar beslenme alışkanlıkları, düzenli fiziksel aktivite, sıcak uygulama ve stres yönetimi tekniklerinin de önemli katkılar sunduğunu paylaşan Bestel, hastalığın bazı vakalarda kısırlığa yol açabildiğini; ancak bunun anne olmaya mutlak bir engel oluşturmadığını da sözlerine ekledi.

Toplumsal farkındalığın artırılmasının bir o kadar önemli olduğunu dile getiren Bestel, genç kızlara adet döneminin doğal bir fizyolojik süreç olduğunun anlatılması gerektiğini; ancak aşırı ve işlevselliği bozan ağrının bir hastalık belirtisi olarak ciddiye alınması gerektiğinin özellikle vurgulanması gerektiğini ifade etti. Doğru tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle ağrının kontrol altına alınabileceğini ve ağrısız bir yaşamın mümkün olduğunu hatırlatan Bestel, doğru bilginin yayılmasının tanı gecikmelerini azaltmada belirleyici rol oynayacağını vurguladı.

Paylaş:

Yorum Yaz

Reklam