Tüberküloz (verem) tedavisinde başarıyı belirleyen en önemli unsurun, ilaçların kesintisiz ve düzenli kullanımı olduğu vurgulandı. Uzmanlar, hastalığın tamamen tedavi edilebilir olduğunu ancak tedavinin yarıda bırakılmasının ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Merkez Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Funda Coşkun, Dünya Tüberküloz Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede, hastaların özellikle ilk haftalarda kendilerini iyi hissetmelerinin yanıltıcı olabileceğini belirtti. Bu dönemde tedaviyi bırakan hastalarda, çok daha ağır seyreden ve tedavisi yıllar sürebilen çok ilaca dirençli tüberküloz gelişebileceği ifade edildi.
Tüberküloz tedavisinin genellikle en az 6 ay sürdüğünü belirten Coşkun, bu sürecin disiplinle tamamlanmasının hem hastanın iyileşmesi hem de toplum sağlığı açısından kritik olduğunu vurguladı.
Türkiye’de bu nedenle Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT) yöntemi uygulanıyor. Bu yöntemde hastaların ilaçlarını sağlık personeli gözetiminde alması sağlanarak tedaviye uyum artırılıyor ve ilaç direncinin önüne geçilmesi hedefleniyor.
Öte yandan, dirençli tüberküloz vakalarında tedavi süresinin 18-24 aya kadar uzayabildiği, yeni geliştirilen bazı ilaç kombinasyonlarıyla bu sürenin kısaltılmasına yönelik çalışmaların sürdüğü belirtildi. Ancak ilaçlara erişimde yaşanan gecikmelerin tedavi sürecini olumsuz etkileyebileceği de ifade edildi.
Uzmanlar, 2-3 haftadan uzun süren öksürük başta olmak üzere gece terlemesi, kilo kaybı ve halsizlik gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini hatırlatarak, erken tanı ve kesintisiz tedavi ile tüberkülozun kontrol altına alınabileceğinin altını çizdi.