Uzmanlar, yemek borusu kanserinden korunmada en önemli adımın çok sıcak içecek alışkanlığından vazgeçmek olduğunu vurgularken, erken tanının tedavi başarısını doğrudan artırdığına dikkat çekiyor.
Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği Genel Sekreteri ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, “2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi” kapsamında Antalya’da yaptığı açıklamalarda çay, kahve ya da yiyeceklerin aşırı sıcak tüketilmesinin ciddi sağlık riskleri doğurduğunu ifade etti.
Sıcak içecek tüketimini bir alışkanlığa dönüştürmemek gerektiğini vurgulayan Coşkun, “Bir, iki defa sıcak tüketmenin hiçbir zararı yok ama düzenli olarak özellikle çayı, sıvı gıdaları fazla sıcak tüketmenin, o yemek borusunda yaptığı yanma, oradaki birtakım değişiklikler ve daha sonradan hücrelerin değişikliğe uğraması sonucu kanser riski artıyor.” dedi.
Coşkun, söz konusu riskin yalnızca teorik olmadığını vurgulayarak Doğu Anadolu Bölgesi’nde kaynar çay içme geleneğiyle bölgedeki yemek borusu kanseri vakalarının sıklığı arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Semaver başında, çay henüz kaynarken içilmesinin bu açıdan yanlış bir alışkanlık olduğunu belirtti.
“Yutma güçlüğü en belirgin belirtisi”
Yemek borusu kanserinin sinsi seyriyle bilindiğini hatırlatan Coşkun, hastalığın erken evrelerinde çoğunlukla belirgin bir şikâyet vermediğini; tümörün büyüyerek yemek borusunu tıkamaya başladığı evreye gelindiğinde semptomların ortaya çıktığını anlattı. Yutma güçlüğünün hastalığın en karakteristik belirtisi olduğunu paylaşan Coşkun, kilo kaybı, beslenme bozukluğu, yemek sırasında yanma hissi ve bulantının da hastalığa eşlik eden diğer bulgular arasında yer aldığını belirtti.
Erken teşhisin belirleyici önemine vurgu yapan Coşkun şunları söyledi: “Teşhis ne kadar erken olursa o kadar iyi tedavi ediyoruz. Ama yemek borusu kanserleri maalesef ilerlediği zaman tedavisi zorlaşan bir hastalık. Cerrahi operasyonlar, ışın tedavisi, yeni akıllı ilaçlar gibi tedavi seçeneklerimiz var ve iyi neticeler elde ediyoruz. Ama gönül istiyor ki bunların sıklığını azaltalım, kanser olmadan önleyelim. Bunun için çaba sarf etmek, dikkat etmek gerekiyor.”
Çayın tek başına zararlı bir içecek olmadığını, asıl sorunun tüketim sıcaklığı olduğunu da hatırlatan Coşkun, yüksek ısıya maruz kalan mukozada zamanla gerçekleşen hücresel değişikliklerin bir bölümünde kansere dönüşebildiğini sözlerine ekledi.