SON DAKİKA
30 Mart 2026, Pazartesi İletişim
Reklam

Uzman Uyardı: Tek Taraflı Ani Bacak Şişliği Toplardamar Pıhtısı Olabilir

Uzman Uyardı: Tek Taraflı Ani Bacak Şişliği Toplardamar Pıhtısı Olabilir

Türk Girişimsel Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Levent Oğuzkurt, toplardamar tıkanıklıklarının belirtileri, risk faktörleri ve tedavi seçeneklerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Oğuzkurt, vücuttaki iki ana damar sistemini tanımlayarak atardamarların temiz kanı kalpten organlara taşıdığını, toplardamarların ise oksijeni tükenmiş kanı yeniden kalbe ve akciğerlere ileterek dolaşımı tamamladığını aktardı.

Halk arasında daha yaygın bilinen atardamar tıkanıklıklarının yüzde doksanının damar duvarı kaynaklı olduğunu, pıhtıdan çok nadir biçimde kaynaklandığını belirten Oğuzkurt, toplardamarlarda ise hemen tüm tıkanmaların pıhtı oluşumuyla gerçekleştiğini vurguladı.

Bacak, kol, böbrek, karaciğer, beyin ve kalp başta olmak üzere vücudun her bölgesindeki damarların tıkanabildiğine dikkat çeken Oğuzkurt, “Tek taraflı, kol veya bacakta birden, aniden belirgin davul gibi bir şişlik olur. Yani tek taraflı, ani gelişen bir şişlik çoğunlukla toplardamar pıhtılaşmasını, diğer adıyla derin ven trombozunu gösterir.” dedi.

Bacak şişliğinin her durumda tehlikeli bir işaret olmadığını, ileri yaş, fazla kilo ve kalp yetmezliğinin de bu tabloya yol açabildiğini hatırlatan Oğuzkurt, asıl dikkat edilmesi gereken unsurun şişliğin tek taraflı ve ani gelişmesi olduğunu vurguladı. Etkilenen bacakla basmanın güçleşmesi ve ayakta zonklama hissinin ciddi bir uyarı işareti olduğunu sözlerine ekledi.

Pıhtılaşmanın vücutta en sık bacaklarda görüldüğünü ifade eden Oğuzkurt, bu durumun ne denli yaygın olduğunu rakamlarla ortaya koydu: “İstanbul’un nüfusunun 15 milyon olduğunu düşünelim, her yıl 15 bin kişide bacak damarında pıhtılaşma oluyor.” Pıhtının akciğere ulaşması halinde pulmoner emboli adı verilen ve özellikle yaşlı, kalp ya da akciğer hastası bireylerde ölümcül sonuçlara yol açabilen tablonun ortaya çıktığını belirten Oğuzkurt, bacak toplardamarı tıkanıklığının daha sık görülen sonucunun ise yaşam kalitesini ciddi ölçüde bozan kronik şişlik, ağrı ve yürüme güçlüğü olduğunu vurguladı.

Toplardamar pıhtılaşmasında genetik yatkınlık

Oğuzkurt, hastalığın oluşumunda genetik yatkınlığın belirleyici bir rol oynadığını ifade etti. Buna ek olarak ameliyatlar, uzun süreli hareketsizlik, gebelik ve bazı kanser türlerinin de toplardamar pıhtılaşması riskini artırdığını aktardı. Sigara kullanmamak ve aşırı kilo almaktan kaçınmanın bu hastalığa karşı alınabilecek başlıca önlemler arasında yer aldığını belirtti.

Erken tanı ve tedavinin kritik önemine değinen Oğuzkurt, kan sulandırıcı ilaç tedavisinin yeni pıhtı oluşumunu ve mevcut pıhtının akciğere ulaşmasını engellediğini; ancak var olan pıhtıyı ortadan kaldırmadaki etkinliğinin sınırlı kaldığını paylaştı.

“Pıhtıyı erken tedavi edebilirsek ek sorunlar önleniyor”

Girişimsel radyoloji alanındaki gelişmelerin bu hastalığın tedavisini köklü biçimde değiştirdiğini anlatan Oğuzkurt, anjiyo yöntemiyle toplardamarın içine girilerek pıhtının mekanik olarak çıkarılabildiğini ya da kateter aracılığıyla doğrudan pıhtı içine uygulanan özel ilaçlarla eritilebildiğini açıkladı.

Tedavinin başlanma zamanının sonuçları doğrudan etkilediğini vurgulayan Oğuzkurt, “Pıhtıyı erken tedavi edebilirsek ek sorunlar önleniyor. Pıhtı on, on beş, yirmi gün kaldığında kapakçıkları bozabilir. On beş, yirmi, otuz gün sonra tedaviye başlarsak, pıhtıyı kısmen temizleyebiliriz ama kapakçıklar bozulmuş olabilir ve sorun yaşanır. İki, üç, dört gün içinde yapılırsa kapakçıklar bozulmaz ve kişi tamamen normal olur.” dedi.

Küçük boyutlu pıhtıların her zaman ciddi tehlike yaratmayabileceğini; ancak büyük pıhtıların nefes darlığına ve yaşamı tehdit eden tablolara neden olabileceği konusunda kamuoyunu uyaran Oğuzkurt, son 20-30 yılda anjiyografi yöntemindeki ilerlemeler sayesinde vücudun pek çok bölgesindeki damar tıkanıklıklarının başarıyla açılabildiğini ve gelecekte akciğer embolisi vakalarının büyük bölümünün bu yolla önlenebileceğini ya da tedavi edilebileceğini vurguladı.

Paylaş:

Yorum Yaz

Reklam