Kırşehir’de yaşayan 47 yaşındaki Mustafa Tolga Öz, yaklaşık 7 ay önce çene altında başlayan ağrı ve şişlik şikayetiyle hastaneye başvurduğunda hastalığının ne denli ilerlemiş olduğunu bilmiyordu. Yapılan incelemeler, kanserın dil, çene ve boyun bölgesine kadar yayıldığını ortaya koydu. Uzun ve zorlu bir ameliyatın ardından kolundan alınan dokuyla yeni bir dil ve ağız tabanı oluşturulan Öz, bugün yeniden konuşuyor ve ağızdan beslenebiliyor.
Kardeşinin bu sürecini yakından izleyen İlter Işık Öz, hastalığın seyrini şöyle aktardı: “Hastalık ilerledikçe kardeşim yemeden içmeden kesildi. Ağzından salya akıyordu, yemek yiyemiyordu ve sürekli öksürüyordu. Hiç düşünmeden kendimizi doktorların maharetli ellerine teslim ettik. Tedavinin ardından kardeşimin yeme içmesi başladı ve her geçen gün daha iyiye gidiyor. Onu kaybedeceğimizi düşünüyorduk. Hocalarımız bize cesaret verdi. Kardeşimi hasta halde Ankara’ya getirdik, şimdi ise çok daha iyi durumda.”
“Hastamızın tüm ağız tabanı ve dili tümör tarafından tutulmuştu”
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Elif Ersoy Çallıoğlu, vakanın ciddiyetini vurguladı: “Hastamızın tüm ağız tabanı ve dili tümör tarafından tutulmuştu. Kanser cilde ve kemiğe kadar yayılmıştı. Bu nedenle oldukça agresif cerrahiler uygulamak zorunda kaldık. Bu tür vakalarda hem dili hem ağız tabanını, çene kemiğinin bir kısmını ve etkilenen cilt dokularını çıkarmak zorunda kalıyoruz. Dilin yutma ve konuşma gibi hayati fonksiyonları olduğu için bu hastalarda ameliyat sonrası süreç oldukça zor olabiliyor.”
Kulak Burun Boğaz ve Plastik Cerrahi ekiplerinin el ele vererek yürüttüğü ameliyatta, tümörlü dokuların temizlenmesinin ardından “serbest flep” yöntemiyle hastanın kolundan alınan doku kullanılarak dil ve ağız tabanı yeniden inşa edildi. Doç. Dr. Çallıoğlu, “Hastamız başlangıçta ağızdan beslenemiyordu ancak şu an beslenebiliyor ve iletişim kurabiliyor.” diyerek sürecin olumlu seyrini aktardı.
“Hastamız konuşmaya başladı ve yutma fonksiyonları da giderek iyileşiyor”
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Murat Ergani, ameliyatın teknik boyutunu anlattı: “Hastada yalnızca dil değil, aynı zamanda ağız tabanı da tümör tarafından tutulmuştu. Bu nedenle hem dil hem de ağız tabanını yeniden oluşturmak zorundaydık. Hastanın kolundan damarlarıyla birlikte aldığımız dokuyu yaklaşık 6-8 saat süren operasyonla hem ağız tabanını kapatacak hem de yeni dili oluşturacak şekilde planladık. Amacımız hastanın hem konuşma hem de yutma fonksiyonlarını yeniden kazanmasını sağlamaktı.”
Çok disiplinli bir ekip anlayışıyla yürütülen tedavi sürecinin sonuçlarından memnuniyetini dile getiren Doç. Dr. Ergani, “Bu süreçte kulak burun boğaz, plastik cerrahi, fizyoterapi ve konuşma terapisi ekipleri birlikte çalışıyor. Hastamız zamanla daha anlaşılır konuşmaya başladı ve yutma fonksiyonları da giderek iyileşiyor.” dedi.
Kliniğin bir diğer öğretim üyesi Doç. Dr. Burak Yaşar ise ameliyat sonrası süreçte radyoterapi ve kemoterapinin de uygulandığını belirterek ilerleyen dönemde fizik tedavi ve rehabilitasyon programının devreye alınacağını açıkladı. Doç. Dr. Yaşar, ağız ve yüz bölgesindeki iyileşmeyen ya da büyümeye devam eden yaraların mutlaka erken dönemde bir hekime gösterilmesi gerektiğini de özellikle vurguladı: “Erken teşhis bu hastalıkların tedavisinde büyük önem taşıyor.”