Avrupa ülkelerinde antibiyotik kullanımı hatta bölgeler arasında bile büyük farklılıklar gösteriyor; bazı ülkeler günlük doz oranları açısından diğerlerinin çok önünde yer alırken, bazı ülkelerde ise kullanım görece düşük seyrediyor. Bu durum, hem halk sağlığı açısından dikkat çekiyor hem de antibiyotik direncine karşı küresel mücadelede zorluklar yaratıyor.
En yüksek tüketim seviyeleri
-
Avrupa’da antibiyotik tüketimi, ülkeler arasında geniş bir aralıkta değişiyor; Hollanda gibi düşük kullanım oranlarının olduğu yerlerde günlük dozlar 9,8 sabit doz seviyelerine kadar inerken, Yunanistan’da bu oran 29,9 doza kadar yükseliyor. Bu değerler, ülkeler arasında antibiyotik kullanımındaki dengesizliği açıkça ortaya koyuyor.
-
Diğer yüksek kullanım gösteren ülkeler arasında Romanya (yaklaşık 25,7) ve Kıbrıs (yaklaşık 25,0) da yer alıyor; bu ülkelerde günlük antibiyotik tüketimi Avrupa ortalamasının oldukça üzerinde seyrediyor.
Düşük kullanım gösteren ülkeler
-
Buna karşılık Hollanda ve Avusturya gibi kuzey Avrupa ülkelerinde antibiyotik kullanımı en düşük seviyelerde bulunuyor ve bu ülkelerde günlük dozlar yaklaşık 8–9 civarında. Bu tür ülkelerde daha temkinli reçetelendirme ve antibiyotik direncine karşı güçlü politika uygulamaları dikkat çekiyor.
-
Almanya ve İsveç gibi ülkelerde de nispeten düşük oranlar gözlemleniyor; örneğin Almanya ve İsveç gibi ülkelerde halkın antibiyotik alım oranı AB ortalamasının altında kalmış durumda.
Ne anlama geliyor?
Bu farklılıklar, Avrupa’da antibiyotik reçeteleme alışkanlıkları, halk sağlığı politikaları ve tıbbi pratikler arasındaki çeşitliliğin bir yansıması olarak yorumlanıyor. Güncel veriler, antibiyotik kullanımı açısından birçok ülkenin hâlâ hedeflenen azaltma oranlarına ulaşamadığını ve bu alanın direnç gelişimini önlemek adına daha fazla politik adım gerektirdiğini gösteriyor.
Doktorlar Haber Doktorların her şeyden haberi olacak