Anasayfa / Doktor haber / “Estetik cerrah, heykeltıraş gibi olmalı”

“Estetik cerrah, heykeltıraş gibi olmalı”

Estetik cerrah bir heyketraş gibi olmalı mıdır? Yoksa tıp bilgisi yeterli midir?

Bezmialem Vakıf Üniversitesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ethem Güneren, estetik cerrahın, aynı bir heykeltıraşın, eserin bitmiş halini hayal edebilmesi gibi, ameliyattan sonra kalacak yara izini, dokuların yeni yerlerindeki duruşunu, yaklaşık hacmini ve biçimini görebilmesi gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Ethem Güneren, yaptığı açıklamada, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahide yeniden şekillendirme ameliyatlarının
 yapıldığını, bu ameliyatların aynı plastik sanatlardaki gibi tasarım bazlı şekillendirme ve biçimlendirme gerektiren işlemler olduğunu belirtti.

Ancak cerrahide malzemenin insan ve canlı dokular olduğunu, yaşam devam ederken bu işlemlerin yapıldığını ifade eden Güneren, “Estetik cerrahide güzellik, oran, denge, simetri ve 3 boyutlu uyum gibi temel kavramlarla belirlenir. Estetik cerrah, bu hassasiyete ve öngörüye sahip olmalıdır. Oysa plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi eğitim sürecinde özünde plastik sanatları ilgilendiren bu kavramların eğitimi yer almaz” dedi.

Plastik sanatlarda tasarımın sınırları kısıtlı değilken, estetik cerrahide kaynağın canlı bir insan olduğunu, limitlerinin bulunduğunu anlatan Güneren, şu bilgileri verdi:

“Bunlar etik kurallar, doğal-anatomik-estetik, kullanılabilirlik kaygıları, zamanla yıpranma-aşınma-sarkma ve yaşlanma gibi kaçınılmaz
 değişimlerdir. Buna rağmen estetik cerrah da aynı bir heykeltıraşın eserin bitmiş halini hayal edebilmesi gibi, ameliyattan sonra kalacak yara izini, dokuların yeni yerlerindeki duruşunu, yaklaşık hacmini ve biçimini görebilmelidir. Bundan da öte elde edilmesi planlanan bu değişimleri veya hastanın psikolojik durumuna nasıl etki edeceği, hastanın ameliyattan beklentileriyle uyumlu olup olmadığı veya hastanın yaşı, cinsiyeti ve sosyal durumu ile çakışıp çakışmayacağı da düşünülmelidir. Üstelik bunların birçoğu salt etik değil, aynı zamanda bilimsel olarak da gereklidir.”

Temel bilgilerle donanmış bir cerrah..

Plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi asistan eğitiminde, henüz yapılandırılmış bir sanat eğitimi bulunmadığı için, bu eğitimin nasıl
 yapılabileceğinin de yeterince tartışılmadığını belirten Güneren, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Az sayıdaki örneklere bakarak özetle; temel perspektif, çizim, resim ve heykel eğitiminin yararlı olduğu söylenebilir. Bu temel bilgilerle donanmış bir cerrahın, hasta bölgesinin işaretlenmesi, ameliyatın tasarlanması, deri üzerine alttaki organ ve dokuların izdüşümünün gösterilmesi ve özellikle adli olaylarda daha önemli olmakla birlikte aslında tüm hasta dosyalarına deformitenin çizilmesinde başarılı olduğu görülmüştür. Bununla birlikte pansuman sargı ve atel uygulamalarında ve bandajlamalarda da daha özenli tutum kazandırdığı söylenebilir.

Ayrıca günümüzde özellikle rekonstrüktif cerrahide, kraniofasiyal cerrahide, yüz/beden kontur düzeltmelerinde ve ekstremite rekonstrüksiyonlarında biyo uyumlu implantlar kullanılmaktadır. Bu implantların tasarımı, ameliyat esnasında defekte göre biçimlendirilmeleri ve yerleştirilmelerinde hassasiyeti ve dolayısıyla başarıyı arttırdığı söylenebilir.”

Cerrahide hasta güvenliği başta olmak üzere, tıbbi sınırlamalar ve anatomik doğruların, önemli unsurlar olduğunu aktaran Prof. Dr. Güneren, “Bu yönleriyle plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi, plastik sanatlardan (resim-heykel-grafik-seramik) bütünüyle farklıdır. Sonuçta iyi çizim yapan bir estetik cerrahi uzmanı sadece hastasını daha iyi bilgilendirmekle kalmaz, aynı zamanda tıbbi ve hukuki açıdan da doğru yapmış olur” diye konuştu.

Milliyet

İlginizi Çekebilir

Türk hekim ağız sağlığı için ‘borlu’ gargara üretti

Selçuk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakkı, diş kliniklerinde tedavi sürecinde, günlük …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir